26 Aralık 2017 Salı

İNLEYEN NAĞMELER METROYU SARDI

BENİM DE YENİ YIL DİLEĞİM VAR !!!

Soğuk bir Ocak sabahının erken saatlerinde Washington Metro İstasyonu ,metroya yetişmeye çalışan insanlarla doluyken,beyaz beyzbol şapkasını  kaşlarına kadar indirmiş genç bir adam, kemanından önce birkaç nota çıkarır.Sonra notalar arkası arkasına metro istasyonunun duvarlarında yankılanmaya başlar.
Biraz sonra adeta kendinden geçmiş bir şekilde çalmaya devam ederken ,kimse  Bach’ın en zor icra edilen klasik müzik eserlerinden olduğunun farkında bile değildir.Genç adam 45 dakika boyunca Bach ‘dan altı klasik müzik parçası çalmaya devam eder.Konser bittiğinde kimse alkışlamadığı gibi kimse duraklamaz bile .
Konser boyunca Washington Metro İstasyonun  en kalabalık saatlerinde kemancının  önünden 1100 civarı insan, belki  notaları bile duymadan hızla geçip gider.sadece 6 kişi durup dinler.20 kişi para verir ve keman kutusunda biriken para sadece 32 dolardır.
Washington Post için yapılan bu sosyal deneyde metroda ki kemancı ,dünyaca ünlü keman virtüözü Joshua Bell’dir
3.5 milyon dolarlık Stradivarius kemanıyla metroda verdiği konserin benzeri için ,insanlar Boston’da daha kısa bir süre önce 100 dolar civarında para ödemişlerdir.
Deneyin konusu ”algılama, keyif alma ve öncelikler”.Buradaki  araştırılan  sorular ;
Sıradan bir yerde ,uygunsuz bir saatte güzelliği algılayabiliyor muyuz ?
Durup ondan keyif alıyor muyuz ?
Beklenmedik bir ortamda bir yeteneği tanıyabiliyor muyuz ?
                Deneyin anlatıldığı Washington Post gazetesindeki makalenin son cümlesi “eğer dünyanın en ünlü müzisyenlerinden birinin dünyada yazılan  en iyi eserlerinden birini çalarken onu durup dinleyecek bir dakikamız bile yoksa,acaba daha neler kaçırıyoruz hayatta ?”
***
Muhtemelen  bu sosyal deneyi duymuşsunuzdur. Washington Post’taki makalenin  söylediğine sonuna kadar katılıyorum.
Lakin ilave edeceğim birkaç husus var.
Joshua Bell marka değeri yüksek bir sanatçı.Evet sadece şirketler,firmalar değil insanlar da marka artık günümüzde.Markalaşma süreci profesyonel tekniklerle  yapılıyor ve uzun zaman alıyor.Ve marka değerini arttırmak için PR çalışmaları yapılırken pazarlamak içinde reklam unsurları devreye sokuluyor.Bu kötü bir şey diyemem elbette.
Ama marka olamamış Pr ve reklam desteği olmayan kaç gerçek yetenek harcanıp gidiyor? Büyük umutlarla başlayan hangi hikayeler hayal kırklıkları ile sonlanıyor ?
Bilmiyoruz…Galiba da hiç bilemeyeceğiz…
***
Hayattaki değerli şeylerin genelde yüksek fiyat ödediklerimiz olduğunu zannediyoruz.O yüksek fiyatları ödeyebilecek imkana sahip olmak  için de  var gücümüzle koştururken asıl hayatı kaçırıyoruz.
Akşamdan akşama yatmaya uğradığımız için içinde oturamadığımız lüks evlerimize…
Bilmem kaç kilometre hıza, bilmem kaç saniyede  ulaşabilen ama hiç o kilometre hızla süremediğimiz jeeplerimize ,lüks araçlarımıza…
Bilmem ne fonksiyonlarının ne işe yaradığını çoğumuzun bilmediği son model teknoloji sahibi cep telefonlarımıza …
Sanki sadece sosyal medyada foto paylaşmak için gidilmiş zannedileceğimiz bilmem kaç yıldızlı tatillerimize…
 Ve aslında çok ta gerekli olmayan  daha onlarca şeye para yetiştirmek için kendimizi paralarcasına çabalarken hayatı ıskalıyoruz.
Bir daha asla sahip olamayacağımız geri getiremeyeceğimiz en verimli zamanlarımızı saçıp savuruyoruz…
Halbuki bedel ödemediğimiz için kıymetinin farkında olmadığımız o kadar çok şey var ki.
Biraz etrafımıza baksak ta bu bedava güzellikleri fark etsek.
Onlardan da zevk almayı ,onlarla da mutlu olmayı öğrensek.
2017 de ıskaladığımız güzellikleri 2018 de fark etmemiz dileğiyle…




 Bahsi geçen sosyal deneyin videosu efendim...

26 yorum:

  1. Ah cam güzeli'm, duymaz mıyım, bir değil, birkaç kez sosyal medyada okumuştum hatta.:((Evet bu zamanda torpilin var mı? Tanıdığın var mı? Reklam yapıyor musun? O zaman yaptıkların kıymete biniyor. Yoksa mümkün değil. Ya, ben ünlü bir keman virtüözü değilim ama görüyorsun yazdığım senaryoları, (ki, özet şeklinde) bunlar gerçek oyuncularla çekilse, dekoruyla,müziğiyle,reklamıyla, izlenmez mi sorarım? Kimse yoğurdum ekşi demez ama güldürmesi gereken ama tebessüm dahi ettirmeyen programlar yazdığın gibi marka olduğu için ya da arkalarında iyi bir 'dayı' ları olduğu için yıllardır yayınlanıyor ekranlarda. Ben çırpınıp, didiniyorum hiçbir işe yaramıyor:( işte dediğin gibi PR çalışması, güçlü sponsorlar, büyük mevkilerde tanıdıklar olacak....:(

    Eline sağlık.:)

    YanıtlaSil
  2. "bücürükveben"
    Ah Müjde abla tek başına çabalamak yetmiyor maalesef.Marka çalışmaları ekiplerle yapılıyor.O imkanın yoksa da,bir yerlere gelebilmek imkansız değil ama zor.Aslında sosyal medya bu açıdan çok büyük fırsatlar veriyor.Bu da biraz daha gençlerin hakim olduğu bir konu.Keşke onlardan yardım alabilsen :))

    YanıtlaSil
  3. Farkındalık kazanmak için gönderildiğimiz dünyada kendimizden kendimizi doğuracak vaktı ayırmassak yete neklerimizi de yeteneklilerimizi de harcarız yavaşla sloganımız olmalı

    YanıtlaSil
  4. Ne kadar da haklısınız. "Farkındalık kazanmak için gönderildiğimiz dünyada" önce kendimizi fark etmeliyiz ki harcamayalım da harcanmayalım da.Acaba yavaşlayabilmek mümkün mü ?

    YanıtlaSil
  5. Ben yabancı müzik veya kişileri pek bilmem. Hos her müzigi de dinlemem ama bu benim hosuma gitti :)

    Acikcasi bu konularda zaman ayiranlardanim. Durup en azindan bir parca dinler ve devam ederim :)

    Zamanı parayla doğru kullanmayı basari sananlar var malesef. Aslinda zaman dedigin gibi masrafsiz ve bedelsiz olmali 😘 öpüyorum cam güzelim 😍

    YanıtlaSil
  6. Ne güzel bir yazı olmuş. Bu sosyal deneyi duymamıştım ben, kendimi düşündüm. Her gün metroya binen biri olarak, eğer bildiğim bir müzikse mutlaka duruyorum, nasıl çaldıklarını dinliyorum. Ama bilmediğim bir müzikse bende pas geçiyorum. Sanırım benimki de algıda seçicilik oluyor.

    YanıtlaSil
  7. Canım benim çok güzel bir paylaşım olmuş . Neresinden başlasam neresinden bitirsem bilemedim . Farkında değiliz güzelliklerin , oysa güzellik peşindeyiz ... Artık maddiyat ve lüks çok ön planda . Özenti ve özendirme kısmı ise olmazsa olmazımız oldu . Böyle yaşamayı sevmiyorum. Sevenlere belki uyarı niteliğinde olur bu güzel yazın . ☺️ Etrafımızdaki güzelliklerin bilincinde olabilmemiz ümidiyle ... Sevgiler . 😊

    YanıtlaSil
  8. Duymuştum bu sosyal deneyi. Çok güzel bir mesaj veriyor aslında. Pek çok güzelliğin farkına varmadan yaşayıp gidiyoruz. Ancak bize sunulanları ve işaret edilenleri seçip sevdiğimizi sanıyoruz.

    YanıtlaSil
  9. Çok güzel bir yazı elinize sağlık, fark edemediğimiz o kadar çok şey var ki bir yandan da her şeye dikkat etmek, algınızın o kadar yüksek olması da çok zor orta bir nokta bulmalı insan. Ayrıca sosyal medyanın özellikle mutsuzluk yarattığını düşünüyorum:( Yine de iyi diyelim iyi olsun, mutlu yıllar:)

    YanıtlaSil
  10. Sanırım ben de koşturup, güzel anı kaçıranlardan biri olurdum :(

    YanıtlaSil
  11. Merhabalar;
    Partita in D minor chaconne kısmı, bu parçayı çok çok severim. Ben olsam orada durup dinlerdim çünkü keman çalmaya çok hevesliydim bir aralar ama artık geç kaldığımı fark ettiğimden beri (yani parmaklarımın daha çok küçükken alışması lazımdı) kemanım duvarda asılı duruyor maalesef...
    Bu deneyi duymuş ve izlemiştim zamanında, müzisyen için de hayret verici olmuştur. Adamın sahne biletleri yok satıyor ama iş sokakta çalmaya geldiğinde kimse dönüp bakmıyor neredeyse...
    İşte üzerinde yaşadığımız dünyanın özeti...
    Sizi de yeni keşfettim, takipteyim artık,
    Esen kalın :)

    YanıtlaSil
  12. Ben klasik müzik severim 😊. Dünyaca ünlü olmasi dedigin gibi pr in büyük payi vardir. Yetrneklidir mutlaka ama o firsatlari bulamayan ne yetenekler var. Bir de tabii metroda kosusturan insanlarin keyif yapacak hali var mi o da ayri konu. Mutlu yillar 😊

    YanıtlaSil
  13. "ANNESİNİN PRENSESi"
    Evet hoş değil mi ?
    Ben de bayılırım.Rastlarsam dinlerim genel de.Masrafsız bir güzellik isteyeyim senden.Esila'yı öp benim için,ama avuçlarının içinden olsun :))

    YanıtlaSil
  14. "she is the man"
    Evet beğenilerimiz algılarımızı etkiliyor.Park ve caddelerde de güzel müzik yapanlar oluyor artık.Ama metrodaki en muhteşem müziği, bir Cumhuriyet Bayramın'da askeri bandonun verdiği konser de dinlemiştim.

    YanıtlaSil
  15. "Zehra Çelik Baltacı"
    Evet dediğin gibi maddiyat ve lüks çok ön planda artık.Vakitsizlikten keyfini süremediğimiz şeyler için nice vakit harcıyoruz..

    YanıtlaSil
  16. "Turgay Aksoy"
    Evet oldukça meşhur bir deney.Haklısınız başkalarının bizim için seçtiklerini ilk başta yadırgasak da, bir süre sonra,sadece moda olduğu için,herkeste olduğu için tercih ediyoruz.Sevdiğimizi zannediyoruz.

    YanıtlaSil
  17. "Gül Akça"
    Evet ya sosyal medya sanal yaşamlar satıyor bize.Herkes mutlu herkes zengin "mış" gibi görüntü verirken,aslında o fotolarla geri dönüşümlü mutsuzluk postalıyor kendisine ve etrafına.

    YanıtlaSil
  18. "Nil"
    Bunun farkında olmak ilk adım.Bu tarz sosyal deneyler farkındalığı arttırıyor.Güzel oluyor yani :))

    YanıtlaSil
  19. "Feri Peri"
    Voav...İşte bu yoruma şapka çıkarılır.Süper.Ben klasik müzik bestecilerinin eserlerini dinlerken kimin olduğunu az biraz çıkarabiliyorum. Mozart, Vivaldi,Beethovan gibi meşhur olanların eserlerini.Sadece o kadar.Ama ona bile seviniyordum yani :)) Sizi tebrik ederim...
    Evet sadece onun için değil deneyi yapanlar içinde şaşırtıcı olmuş.Mesela Amerika Ulusal Senfoni Orkestrası müzik direktörü Leonard Slatkin’e, dünyanın en iyi keman virtüzünün metro istasyonunda 1000 kişiye performans sergileseydi nasıl bir tablo ortaya çıkardı diye sorulduğunda 35-40 kişi tanır, 75-100 kişi zaman ayırıp ya dinler ya dinlemez diye cevap vermiş. Kaç para bahşiş toplar diye sorulduğunda ise Slatkin, 150 dolar olarak tahminde bulunmuş.
    Tanıştığımıza sevindim.Ben de sizi takipteyim artık :))

    YanıtlaSil
  20. "Derya"
    Çok iyi bir dinleyici değilim ama ben de klasik severim.Bir de türkü :))
    Deneyin püf noktası da bu zaten.Kim bilir neler kaçırıyorsunuz diyor.
    Evet yetenek,yan unsurlarla desteklenince Dünyaca tanınıyor.Markalaşmanın önemini anlamamız gerekiyor artık Ülke olarak.
    Size de mutlu yıllar :))

    YanıtlaSil
  21. Estağfirullah, o kadar da hepsini ezbere bilemiyorum zaten hafıza sorunum var ama işte bunun gibi çok sevdiklerim var sürekli dinlediklerim kulaklığımla, şu an denk geldi hemen belirteyim dedim :) Bu parça aslında 5 kısımdan oluşuyor, bu en son kısmı ve benim de en sevdiğim kısım :) Mutlu yıllar demeyi de unuttum :D
    Mutlu yıllar, güzel günler dilerim :)

    YanıtlaSil
  22. hımmmm keşke o metroda dinlseymişim orda olup :)

    YanıtlaSil
  23. "deeptone"
    Demi ya ne güzel olurdu.Ama ben fark edermiydim ki diye de düşündüm :))

    YanıtlaSil
  24. hemen yazcam yanlarına filmlerin :)

    YanıtlaSil
  25. kategörilerin hepsini yazdım hemenceciik :)

    YanıtlaSil
  26. "deeptone"
    Ay sağolasın..Hemencecik de yazmışsıın...İyi insaan :))

    YanıtlaSil