25 Haziran 2017 Pazar

YENİ MASALCI NİNEMİZ




“Televizyon ailenin anahtar üyesi.Bu üye zamanın çoğunda, öyküler anlatır.” 
George Gerbner                                          
                                               

Artık yeni  bir ninemiz var, salonun başköşesinde oturup, bize masallar anlatan.Görmediğimiz diyarlardan, bilmediğimiz yaşamlardan haberdar eden..
Onun anlattığı her şey doğru,her şey kabul edilesi .İstersek dilersek hemen başka masallara da geçer bizim için.Gayet de modern ,çekici , albenili.Sözü sihirli ,sözü kanun .
Eski ninelerimiz gibi ,köşede basma entarisiyle oturup, patik örmüyor,sıkıcı öğütler vermiyor.Her daim genç,taze,neşeli,canlı,kıpır kıpır.
Evet, artık ninelerimiz eskisi gibi masallar ,öyküler anlatmıyor,başımızı okşayıp ,alnımızdan öpmüyor . Hoş gerçi masal bilen ninelerin, dedelerin nesli de tükendi galiba. Onun yerini televizyonlar aldı çoktan.
İnternet gençler arasında hızla yaygınlaşsa da, televizyon halkımızın hayatındaki birincil yerini hala koruyor. Ve hem  ailemizin, hem de toplumumuzun en etkili üyesi.
Toplumsal değişim ve dönüşümlerle hayat tarzlarımız hızla değişti ve değişmeye de devam ediyor.Ama  sosyal ve psikolojik ihtiyaçlarımız halen aynı ,yalnızca bu ihtiyaçlarımızı karşıladığımız mecralar değişti.Toplumun bir parçası olma ,kendini  takdir etme ,heyecan  ve eğitim gibi ihtiyaçlarımızı televizyon vasıtasıyla gidermeye çalışıyoruz artık.
Dizilerden bahsetmem boşuna değildi aslında .Benim için deneysel bir süreçti.Birazcık ta eğlendim .Dalga geçtim .Hem kendimle ,hem izlediklerimle.Ama artık ciddi konuşmanın zamanı.

Evet televizyon programları arz talep ilişkisinin bir neticesi.Alıcı varsa satıcı da vardır.Yani reytingi kim kaparsa reklamları da o alıyor.Reiting almak içinde program yapımcıları çeşit, çeşit programlar yapıyor ,yöntemler deniyorlar.Ama aslında hepside insanın sosyal ve psikolojik ihtiyaçlarına göndermeler yapıyor ve dolayısıyla psikolojik doyum sağlıyor.Ve aslına bakarsanız farklı gibi görünse de verilen mesajlar genelde aynı.Ve mesaj bombardımanı o kadar yoğunki kaçmak mümkün değil .Dizilerde ,yarışmalarda,reality showlarda ,gündüz kuşaklarında ,reklamlarda aynı mesajları farklı ,farklı kılıklarda sürekli tekrarlıyor.Sürekli tekrarlanması da etkisini artırıyor.
Yok bunlar Küresel  Emperyalist güçlerin oyunu ,kahrolası Kapitalist sistem falan diyecek değilim.İnsanların zaaf noktalarına seslenerek malını satmak isteyen uyanık bir satıcı sadece televizyon.Zaten sizin talep ettiğinizi, ambalajlayıp ,abartıp daha fazla bir fiyata satıyor
Bize ne vaat ediliyor programlarda reklamlarda.Mutlukla yüzleri ışıldayan her daim mutlu her daim zengin her daim başarılı insanlar.Sanal bir masal alemi var ekranlarımızda .Kötü ,fakir,çirkin vs yok mu.Elbette ki var ama ,bunlar mutluluk başarı ve zenginliğin etkisini artırmak için konulmuş yan unsurlar.Bir hedef konuluyor ve o hedefe ulaştıracak her yol meşru görülüyor.

Şimdi tv programlarında dizilerde verilen ana mesaj ne.”Zengin ve güçlü ol “. Mutluluk, kendini değerli hissetme ,kendini gerçekleştirme ,kabul edilme,onaylanma,saygı görme ,sevilme  gibi diğer mesajlar yardımcı unsur.Yani diyor ki.Zengin ve güçlü olursan bu diğerlerinin hepsi de gerçekleşir.
İşte en tehlikeli mesaj ! Bunlara ulaşmak için her yol mübah.Zaten zengin ve güçlü olursan sonra her hatanı örter yada telafi edersin.Yol ve yöntemler arasında, çalışmak ,alın teri dökmek,vefa sadakat, fedakarlık,her ne olursa olsun doğru ve dürüst olma gibi şeyler yok.Ama yalan ,hile ,aldatma ,üçkağıt,köşe dönmecilik.acımasızlık,zalimlik ve her türlü kötülük var.İyiliğin anlatıldığı dizileri reiting almıyor.Popüler olan ,öykünülen,rol model olanlar kötü karakterler.Ya da kötü şeyler, güzel ve yakışıklı karakterlerle estetize edilerek kabul edilir hale getiriliyor.
Uzmanlar “kötülük her zaman vardı ,ama hiç bu kadar dominant olup bir değer haline gelmemişti.Kötülük hem çoğaldı hem de daha görünür oldu “diyor.Peki bunda televizyonun etkisi ne kadardır dersiniz ?
.Bir zamanlar çok tekrarlanan bir klişe  vardı.”Canım kumanda elinde.Ne şikayet ediyorsun.Beğenmezsen seyretmezsin. ”Evet televizyonu bilinçli izleyen insan, zaten bunu yapacaktır ama peki ya diğerleri? Bunun farkında olmayan televizyon karşısında savunmasız bir halde  her mesaja açık bir şekilde oturan çoğunluk!!
 İzlediğimiz sürede Kendi gerçekliğimizden kopup o sanal alemde yaşıyoruz.Karakterlerle  kızıyor, üzülüyor ,aşık oluyor , onunla kendimizi özdeşleştiriyoruz. Arzularımızı ,isteklerimizi ,hırslarımızı o karakter üzerinden tatmin ediyor,belki kendimizin bile bilmediği, bilinçaltımızdaki o” kötü beni” su yüzüne çıkarıyoruz.Kabul edilir onaylanır ve görünür  hale getiriyoruz.Toplumdaki patalojik haller, o karakterler üzerinden legalize ediliyor.Hatta idealize ediliyor.Herkes, daha kötüyü görerek kendi yaptığının ,aslında çok ta masum kaldığını  telkin ediyor kendine.Kurgu hayatların üzerinden gerçek hayatlar yeniden kurgulanıyor, dönüştürülüyor.Mafya dizilerinin ilk çıktığı günleri  hatırlayın .Senelerdir nasılda ilmek, ilmek örüldü.Şiddet “Değer” haline getirildi  ve sokaklarda racon kesen  bir sürü Memati’miz  Polat’ımız oldu.

Aslında verilen mesajın doğru olmadığını biliyoruz.Önce farklı geldiği ve zaaflarımızı okşadığı için, merakımızı çekiyor anlatılan.Onaylamadan, merak duygusuyla izliyoruz bir süre .Sonra etkileniyoruz cazip geliyor.Ama sahip olduğumu değerlerle çatıştığı için eleştiriyoruz,küçümsüyoruz,reddediyoruz.Bu dönem bir uyum süreci.İnsanın bu içsel çatışmayla devam etmesi mümkün değil.O zaman ,ya vazgeçeceğiz uzaklaşacağız ,yada yeni değerler edineceğiz.
Ve müjde !! toplum olarak ta yepyeni değerlerimiz oldu !! ve sonrasında onaylıyoruz. En son noktada da  ,olması gerekenin " o " olduğunu zannediyoruz.
“Ne yapalım ,zaman bunu gerektiriyor””.Artık şartlar değişti””,E canım bir tek ben ne yapabilirim ki “,Ama herkes böyle “.. aslında kendimizi kandırmak için uydurduğumuz argümanlar.
Döngü ; eleştiri ile başlıyor =>asla olmaz => eh belki olur  => neden olmasın => tabi ki olur => olması gereken budur  ;  şeklinde devam edip gidiyor .
            Bakın şikayet ettiğimiz, yada eksikliğini hissettiğimiz ne çok şey var ve bizi biz yapan, ne çok değerimizi kaybetmişiz.Kaybetmeye de devam ediyoruz.
“Sen çalış ben yiyeyim, Başkasının derdi , beni mi gerdi !” hayat mottomuz oldu.Ancak menfaatimize dokununca  şikayet ediyoruz.

İşte medya toplumun aynası.Hem etkiler ,hem de etkilenir.Toplum olarak, içlerinde en etkili ve yaygın ,kitle iletişim aracı olan televizyonla ,el birliğiyle inşa ettik bugünü.Tuğla tuğla ördük ve şimdi de memnun değiliz ortaya çıkan ucubeden.Evet, aslında bir çok bileşeni olan bu ucubede, tek sorumlu televizyon değil, lakin aslan payı onda.Yarını inşa edecek olan da yine biziz el birliğiyle.Geçmişe dönemeyiz belki ,ama gelecek elimizde.

29 yorum:

  1. hehe evet tabii yaa yapacak bişi yok. televizyon ve internet dünyası artık. güzel konu güzel yazıydı. sörvayvır mesela herkes onu izliyoduuu :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ratingler ülke olarak önceliklerimizi gösteriyor aslında.Başağrısına ağrı kesici alır gibi, sorunları unutmak adına bir doz (sörvayvır!)

      Sil
  2. http://sadevederin.blogspot.com.tr/2016/11/kitap-cikaran-blogcular-2.html

    kezban şahin taysun la ilgili blogumdaki yazı. ordan bloguna da gidersin. iyi bir yazar. arkadaşlığı da pek tatlı. özellikle kadınlarla ilgili öyküleriyle tanınıyor. bi dolu da ödül aldı. imza günleri de var. izmir menemende yaşıyooo :)

    YanıtlaSil
  3. deep den geldim de diyebiliyin, çekinirsen yani.

    YanıtlaSil
  4. ahu kadere haber verdim şimdi. blogu kapalı gözüküyor ya.

    facebook hesabın varsa söyle. orda da burdaki arkadaşlarımızla gruplar halinde birlikteyiz. yazılarının linklerini koyarsın sen de daha çok arkadaşımız görür.

    bir de, kendine birkaç blog seç işte. düzenli yorum yap. seni görsünler. bana yorum yapanlardan istediğini seçebilirsin. mesela, daha mutlu yaşam, acemi demirci, annesinin prensesi, ebemkuşağı gibi arkadaşlarla başlayabilirsin. yavaş yavaş tanınırsın sen de.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bak iyi fikir ,Blogum için bir facebook hesabı açayım ben.

      Sil
  5. blogunda izleyiciler gadgetı olsun. bloguna üye olmak isteyenler için. ben üye olmadan okuyom serbest dolaşıyom. dur sana arkadaş da getiririm :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teknoloji özürlüyüm biraz.Ancak öğreneceğim yavaş yavaş.Aslında okulda webb tasarım dersi vardı seçmeli,zorlanırım diye seçmedim ama şimdi nasıl pşmanım

      Sil
    2. bir sorunun olursa, bana söyle, bu konularda iyi olan arkadaşlarımıza söylerim, teknik konular yani. hepimize yardım eden derya ve sibel adlı arkadaşlarımız var :)

      Sil
  6. ya düzenli olarak girince bloga, tıklanma sayısı artıyor yani. ben çok seviyom blogumu. her akşam girerim kesinlikle, gecede bir saat filan. birkaç yıl düzenli olarak girersen, okurun tıkın filan olur yani. çabayla oluyor yani. akşamları işte elli blog filan geziyom yani yorumluyom :)

    YanıtlaSil
  7. ahu kader arkadaşımız, blogumda sana cevap verdiiii :) blog okuma oranımızın düşmesi yazımda:)

    YanıtlaSil
  8. ahu kader bir cevap daha verdii bak en sondaaa o yazının yorumlarındaaa :)

    YanıtlaSil
  9. daha mutlu yaşam arkadaşımız da yanıt verdi sana, ilgili yazıdaa :)

    YanıtlaSil
  10. şimdi baksana, blogumda sağda, sosyal medya hesaplarım var, orda facebook var. oraya tıkla. bir sayfa gelecek. o sayfada üstte "deep" diyor ve yanında foto var. o deep de tıkla face sayfam gelecek. yaklaşık iki yıldır kullandığım face sayfamı geçenlerde hacklediler nedense ve hesap kapandı. o tıklayacağın yeni hesabım. yeni sayfa gelecek ve istek göndercen. onu yeni açtım yani. olmazsa söyle bana senin face hesabının adını söylersin bana ve ben sana istek gönderirim. dört tane cam güzeli var kontrol ettim. seninkinde ne fotosu var? :)

    YanıtlaSil
  11. Yok ya ,olmuyor.Şu" sosyal medya eklentisi" zımbırtısını yapmaya çalışıyorum .Ekleyebilir isem arkadaşlık göndere bilirsin.Profilimde camdan bakan kedi fotoğrafı var.

    YanıtlaSil
  12. şimdilik yok kedili cam güzeli yok feyste:) olur yaa. olmazsa söyle, facedeki başka arkadaşların sayfasından gelirsin bana :) face le ilgili sıkıntın olursa söyle başkasına sorarız :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Faslı-bahar(cam güzeli)olarak geçiyor.

      Sil
  13. faslı-bahar (cam güzeli) yok facebookta baktım. bişiyi yanlış yapıyon belki :)

    https://www.facebook.com/profile.php?id=100009780123833

    bak benim sayfa buuuu :)

    facebook'ta üstteki sol kutuya "deep tone" yazarsan da sayfam geliyor. fotom, elinde üç kitap olan üç küçük kız. blogumda sağ üstte duran foto yani. iki tane daha deep tone var. onlar ben değilim. kitaplarımı yazılarımı sevenler açmış benim için. bak üste zaten face adresimi yazdım :)

    YanıtlaSil
  14. Değinilmesi gereken bir konu elinize​sağlık

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkür ederim Ahmet Bey,elimden geldiğince toplumsal sorunlarımıza değinmeye çalışıyorum.

      Sil
  15. Mail takip butonundan ziyade izleyiciler daha iyi oluyor :) bak anlatayim sana. Yerleşim e tıkla. Gadget ekle de. Diğer gadgetler de. Sonrada izleyiciler kismina gel onayla :) bu kadarcik :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ayy teşekkür ederim .Galiba bu sefer oldu :)

      Sil
  16. Televizyonda, internet ya da sosyal medya hatta bilgisayar amaçları dışında kullandığımızda bizi bizlikten alıyor.
    Bu arada hayırlı olsun. Size ne söylediğimi hatırlayamadım; İnşallah güzel fikirler vermişimdir. Selamlar..

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Kesinlikle haklısınız.Bilinçsiz kullandığımız her şey bize zarar veriyor.Hele de böyle etkili araçlar için bilinçli kullanım şart

      Sil
  17. Canım hazır şablonlar var bloğunun tasarımını değiştirebilirsin istersen yardımcı olabilirim sana

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ay süper olur.Kendimi sosyete apartmanındaki,örgülü saçlı,basma elbiseli kız gibi hissediyorum. :)

      Sil
  18. heeey feysten yazdım sana. iki gruba ekledim seni. yazılarının linklerini paylaşabilirsin bundan sonraaa cam güzeliiii basmalı kezibaaan :))))))

    YanıtlaSil
  19. Teşekkür ederim benim "Hulusi Kentmen'im" olan deep,çik.Yalnız mirasını da bana bırakçan deme:)

    YanıtlaSil