19 Haziran 2017 Pazartesi

AH Bİ ZENGİN OLSAM-Dizi 2



Anacığım dizilerde herkescikler zengin . Fakir başlasanız bile fakir kalma şansınız yok .En fazla birkaç bölüm sonra muhakkak bir şekilde zengin oluyorsunuz
Peki sizde, böyle dizilerdeki gibi, bir anda zengin olsanız ,hayalinizde nasıl bir ev var.Şöyle şimdiye kadar varlığından haberdar olmadığınız ,çok zengin bir amcanızdan miras kalsa .Ya da ne bileyim, dizilerdeki gibi çeşitli şekillerde , bir anda zengin olsanız nasıl bir ev almak  istersiniz
Benim hayalim salonu boydan boya cam olan ,okyanus yada boğaz manzaralı ,kocaman geniş terasları , mermer banyoları , masif mutfak dolapları falan  olan minimalist bir ev.Haa bir de her daim vazolarda taze çiçek olanından .
Daha çok Amerikan filmlerinde, yada dizilerinde  olan türden.Ülkemizdeki evlerin suyu çıkmadı elbette ama hayal etmek parayla değil ya olunca en iyisi olsun.
Da yalnız takıldığım bir konu var bu evlerin temizliği. Onca camı silmek için, inşaat iskelesi gibi iskele kurmak lazım.Terasları yıkamak için kaç metrelik hortum lazım da, onu takacak çeşme falan da görmüyorum.Viledayla mı siliyorlar acaba ? Bir de eve vileda tutsan,  saatlerce sadece yer silmesi sürer. Ya o banyo küvetlerini ovması , zaten kol dayanmazda ,bi de kaç şişe cif gidecek .
Kuzen gülüyor “teyzem senin hayallerin fakir” diye .”Öyle bir evin olsa, işleri sen mi yapacaksın ?” diyor.
Valla ben yapmam ama, yardımcıya  yardım edeyim derken yarısını yapacağım kesin.Birileri yanımda çalışırken ben oturamam.Alışverişe gittiğim mağazada tişört katlamışlığım ,lokantada masa toplamışlığım var.O zaman da ,ne zaman pencere önünde oturup ta, okyanusa karşı kitap okuyup, keyif  çatacaksın.
Valla zenginlik zor .Çeşit, çeşit derdi var.
Yani bizde, bizim zengin dizilerinden biliyoruz.
Sabahları mükellef kahvaltı sofrasında toplanan aile bireyleri, ne zaman öyle grand tuvalet hazırlanıp, saçlarını , makyajlarını ne ara yapıyorlar bilmem.Tabi o sofralara, saçları kelebek tokayla tutturup, dizleri çıkmış pijama ,yanları sarkmış günlük tişörtle oturacak halleri yok .Evde misafir olmasa bile, bir sürü çalışan var sonuçta.Üniforma giymemiş asker gibi ,otoriteleri sarsılır.Garipler kesin evin çalışanlarından önce hazırlanmaya başlıyorlardır.
Birde ayakta  birkaç lokma alıp,  yarım bardak da meyve suyu içip sofradan kalkmıyorlar mı, ağızlarına terlikle vurasım geliyor.O caanım kahvaltılıklar olduğu gibi kalıyor.
Eee ne yapacaksın kalan o kadar kahvaltılıkları ?.İsraf ! israf ! dünyada bu kadar açlıktan ölen var.Hadi peyniri zeytini saklama kaplarına koyarsında , o dilimlenen domates ,salatalıkları ,meyveleri haşlanmış yumurtaları ne yapacaksın.
E tabi haklılar gerçi.Onca şeyi yeseler ne hale gelirler.
Zamanın da sıkı solcu olup, gelir dağılımı adalesizliğini protesto ederken , eylemlerde cop yiyip ,yerde sürüklenen arkadaşım ,hasbelkader zengin bir beyefendiyle evlenince zenginlerin yaşadığı zorlukların bazılarına,  bizzat şahit oldum.
“Tam zamanlı zengin eşliği” kariyerini çarçabuk benimseyen bizim kız, her gittiğimizde, yardımcısının donattığı masalarda bizi karşılarken, o gariban ,grisini kemirip kivi ile yetiniyordu.Tabi kolay değil önünde onca lezzetli şey dururken, lokanta camından bakan fukara gibi bakmak.Birde her gün en az iki saat ya yüzme ya plates, ya da yoga
“Canım sende ağır işçi gibisin, karın tokluğuna bile değil, aç karnınla onca çalışıyorsun. Enişte bari sigortanı yapıyor mu ? diye takılmalarımıza, o güzel mavi gözlerini kocaman açarak cevap veriyordu.
-Ay şekerim  ya kilo alırsam naparım .Biliyor musun en zor estetik göbek estetiği.Karnını bööyle kocaman kesip ,öyle yapıyorlar o estetik ameliyatını diye safça anlatıyordu.
İşte o saat zenginlikten ürktüm.Aman aman dağlara taşlara!!
Yok yok istemem öyle zengin amcadan kalan mirası falan.Azıcık aşım kaygısız başım.
Bu arada ailemin soy ağacını  iyice araştırdım ,öyle kıyıda köşede kalan, irtibatımızın olmadığı akrabamız yokmuş. Piyango bileti de almıyorum. Diğer zengin olma şekilleri de bana uymaz .O zaman  kaygılanmamı gerektiren bir  durum da yok.



Hiç yorum yok:

Yorum Gönder