6 Aralık 2017 Çarşamba

KADININ SEÇME VE SEÇİLME HAKKI !


Yeni bebeği kız doğan  arkadaşıma kayınvalidesinin teselli cümlesi ”olsun kızım, o da Allah’ın  yarattığı ” Halbuki arkadaşımın hayali ilk bebeğinin kız olmasıydı ve ,öyle olduğu haberine ne kadar sevinmişti.
Kadın erkek eşitliği meselesi  çok su götüren bir mevzu.Bence kadın da erkek de tek başına yarımlar.Ancak bir araya gelince anlamlı bir bütün olabiliyorlar.Dünya dengesi eksi artılar üzerinden sağlandığı gibi insanlık dengesi de kadın ve erkek üzerine kurulmuş


5 Aralık Türk kadınına seçme ve seçilme hakkının verilişinin yıl dönümü.Bu hak Dünya’da kadınların büyük çabaları sonucu elde edildi.Cumhuriyet döneminde elde ettiğimiz bu hak  ve diğer kadın hakları için ,Osmanlı döneminde de kadınlar aslında bayağı bir gayret sarf etmiş.



Bu konuda etkili çalışmalar yapan çeşitli kadın dernekleri ve çıkarılan dergiler var.Mesela Osmanlı  Müdafaa-i  Hukuk-ı  Nisvan Cemiyeti (Osmanlı Kadınının Haklarını Savunma Derneği)kadın hakları için yaptığı diğer çalışmaların yanında , ilk feminist kadın dergi  olan” Kadınlar Dünyası “ dergisini  de çıkarmış.Derginin yazar kadrosundan mürettiplerine varıncaya kadar hepsi kadın.”Kadınların hak ve hukuku tanınmadıkça erkek yazılarına yer verilmeyeceği” belirtiliyor.Tabi 1. Dünya savaşı ve ardından gelen Kurtuluş savaşı nedeniyle bu çalışmalar yarım kalıyor.En nihayetinde Cumhuriyet döneminde  5 Kasım 1934’te kadınlara seçme ve seçilme hakkı veriliyor

***

Batı dünyasında da kadınlar oy kullanma hakkına sahip olmak için  çok mücadele etmiş ,aşağılanmış ,tutuklanmış,açlık grevi yapmışlar.Bu dönemde erkek cephesi de boş durmamış .Aşağıda göreceğiniz  resimler kadın haklarının ne kadar tehlikeli olabileceğini anlatmak için 100 yıl kadar öncesinde Batı’da kartpostal olarak  basılmış.Bu kartpostallarda kadının evinin yeri olduğu ,kadın haklarının aile değerlerini nasıl yok edeceğini anlatan  düşünceler anlatılıyor.Gerçi kadınların yılmaz mücadeleleri sonucu statükoları değişmiş olmasına rağmen erkeklerin kadına bakış açısını göstermesi açısından ilginç.Bu kartpostallar Kadın ve Cinsiyet Çalışmaları yapan Prof.Catherine H. Palczewski’nin 15 yıl boyunca biriktirdiği koleksiyonundan parçalar.
Şimdi bize komik gelen bu resimler asılında kadınların nelerle uğraşmak zorunda kaldıklarını gösteriyor.
Ve son söz diyorum ki konu kadın olunca Doğu Batı insanı olarak yokmuş (!)  aslında birbirimizden farkımız…











1 Aralık 2017 Cuma

HÜZÜNLÜ MEVSİMDEN SICACIK GÜLÜMSEME KİTAPLAR !



Koca şair  Yunus ne güzel demiş
“Bir ben vardır bende,benden içeru”
"Benden içeru bir  ben", bende de var ama, bir değil biçok .Seç beğen al da diyemiyorum çünkü tek ambalajda .Yani seçemiyorsun hepsiyle yaşayacaksın mecbur.Öyle olunca birbirinden farklı benlerle yaşamak kolay değil, kakafoni gürültü oluyor sık sık .Eh bazen de birazcık kavga.
Bunlar öyle  İd-Ego-Süperego  gibi afilli benler değil üstelik. Basbayağı bacılar koalisyonu.Dantel Bacı ile Domestik Bacı bizim Entel Bacıya karşı birlik olup kazan kaldırdılar.Zaten uzun zamandır Dantel Bacının Yüncü vitrinindeki rengarenk yünlere iç  geçirerek bakmasından belliydi  böyle olacağı.
Her şey bir yün bere örmek için adımımı yüncü dükkanından içeri atmamla  başladı.Arkası geldi.Hali hazırda dördüncü bere atkı takımımı örüyorum.Sırada yeğenime hırka örme var.Dantel Bacı faaliyete geçerde Domestik Bacı durur mu ? Oda "canım içli köfte istiyor ama dışarıda pahalıya, gelir, ben evde yaparım”  diye aradan girdi ,o giriş.Aşure,Biber dolması,triliçe,wafle ,içli köfte derken işi büyüttü.Ben biliyorum hedefinde bir altın gününe kapağı atmak var ama, zor işte o.Şimdilik ekran  karşısında yemek programlarında tarif topluyor.
Çok utanarak söylüyorum ki yemek programları derken ,tövbe istiğfar ettiğim dizilerden birkaçını da seyretmeye başladım. Ama inanın Domestik&Dantel Bacıların oyununa geldim.Örgü örerken boş durma dediler kanıma girdiler.”Ama Gerbner diyor ki” diye başlayan Entel Bacıya ,ellerini bellerine koyup öyle bir baktılar ki zavallı pıstı kaldı.
Ama Entel Bacı da size film izleteyim diye kandırıp 90 lar ve 2000 lerde çevrilen sanat filmlerinden  izletti zavallılara.Eh yaşasın intikam, yaşasın kötülük nıh hah ha.
Yok çok ta haksızlık etmeyelim Türk sanat filmlerine ,aslında heyecanlılar bile.10 dakika kameraya bakarak sigarasının dumanını üfleyen Nuri Bilge Ceylan kaşını oynatınca bizde bir heyecan ”Aha kaşı kıpırdadı ,bakalım sırada hangi aktivite var.Bence bu sefer dumanı üflerken dudaklarını büzecek “.Ya da  15 dakika eşzamanlı olarak çamurlu köy sokaklarında yürüyen kızı kamerayla beraber takip ediyoruz .Heyecanla bekliyoruz acaba ne olacak.15 dakikanın sonunda kız bir evin kapısını çalıyor ve diyor ki “annem seni çağırıyor ”Biz de şok tabi… “aa  adamın başının yarısı kadrajın dışında kalmıış” diyen Dantele bizim Entel “yok ya öyle değil ,o bir sembolik anlatım .Adamın kafasının filizofik düşüncelerle dolu olduğunu anlatıyoo” diye trollüyor.Bizimkiler de inanıyor garipler…
Bide Kezban Bacı var .O her şeye karşı ,her şeye muhalif çaçaron bişey.Tüm gün içten içe söylenir.Battaniyesini dizlerine alıp kahve içerken kitap okuyan Entele, aşurenin dibini  tutturan Domestike,ördüğü bereyi yanlış ilmekle başlayan Dantele.
Sadece evle kalsa yine iyi. Kaldırımdaki ağacı budayacağım derken kuşa çeviren alt kattaki bakkala,kapının önünde top oynarken küfreden mahallenin veletlerine,ağacın dibine kediler su içsin diye koyduğu su kabına sigara izmariti atan magandalara,balkondan çiğdem çitleyip aşağı kabuklarını atan karşı komşuya.İyi hoş da bazen başını belaya sokacak diye korkuyoruz .En son gecenin geç saatlerinde  motosikletinin egzosunu bağırtarak geçen beyefendinin (!) kafaya elmayı  yapıştırıyordu kii , son anda yetişip pencereyi kapattık.
Eh bu kadar kakafoniye karşılık bizim Entel  sesini çıkarmadan fırsat buldukça kitap okudu.Da listesi de pek uzun anacım.65 kitaba ulaşan  listede daha okuyacağı epey kitap var.Eh napalım listeyi yapan o.
Hasılı kelam sonbaharı da bitirdik hayırlısıyla. Bakalım kışı ne yaparız. Dantel&Domestik bacılar izin verirse yazmaya ağırlık vereyim diyorum.Lakin  bizim Dantel Bacı anneden kalma kanaviçelerle patchwork yatak örtüsü dikme hayali kuruyor.Domestikte evin düzenine takmış bir bardak sehpanın üstünde kalsa kıyameti koparıyor.Bakalım artık ne yaparız.

Bunlar da sonbaharda okuduğum kitaplar…

1 : TANİOS KAYASI = Amin Maalouf







Başka milletlerin birbirlerine bakış açısını ve eş zamanlı tarihin  algılanış biçimlerini merak ederim.Bu kitapta Hıristiyan Arapların gözünden Osmanlı var.150 yıl önce kendi ülkelerinden kilometrelerce uzakta Amerikalı ve İngilizlerin Ortadoğudaki güç mücadeleleri anlatılıyor.İlginç bir roman

 2: PUSLU KITALAR ATLASI =İhsan Oktay Anar






Platon'un "Mağaradaki Gölgeler" alegorisindeki anlatım benzeri ,zaman ve gerçeklik kavramları üzerinden kurgulanmış bir roman.Tarihe bir yolculuk.Hayal ve gerçekliğin sorgulanması.Güzel bir Roman.Oldukça sevdim.Yazar İhsan Oktay Anar'ın akademisyen bir felsefeci olduğunu hatırlatmakta yarara var.

21 Kasım 2017 Salı

SADECE BİR KÖPEKÇİK


Vakti zamanın birinde fakir bir şair,padişahı öven bir şiir yazarak padişaha takdim etmiş.Şiiri çok beğenmiş padişah
‘’Dile benden ne dilersen ‘’demiş şaire
‘’Bir köpekçik dilerim padişahım’’ demiş şair.
‘’Padişah şaşkınlıkla ‘’ duymadın mı ‘’demiş ‘’ ne dilersen dile dedim , sen sadece bir köpek mi istiyorsun? ’’
‘’Evet padişahım demiş sadece  bir köpek istiyorum”
Padişah “şaire bir av köpeği verin “diye buyurmuş.
Şair padişahın eteğini öpüp bir temenna çakmış.
“Ömrünüz uzun olsun padişahım lakin… demiş
Hala şaşkın olan padişah “evet lakin ne ?”deyince şair “Sultanım demiş ben bu köpeğin ardından nasıl koşarım?
Padişah gülmüş” birde at ile seyis verilsin” demiş
Şair “sultanım demiş ben fakir bir kulunuzum bu at ile seyisi nerde barındırırım seyisin işlerini nasıl görürüm” ?
“Eh peki” demiş padişah “o halde bir de ahır ile hizmetçi verilsin”
“Sağ olun devletlüm “demiş şair “lakin ben bu hizmetçiyi nerde barındırayım? benim bile başımı sokacak bir fakirhanem yok”

11 Kasım 2017 Cumartesi

SORUMLULUKLARIMIZIN FARKINDA MIYIZ ?


Yaşam kalitemiz ,sadece elimizdeki imkanlarımızla değil ,yaşadığımız çevre ve toplumun kalitesiyle de doğru orantılı.Ve kendimize yaptığımız yatırım kadar topluma ve dünyamıza yaptığımız katkılar ,bize olumlu olarak döneceği gibi, yanlışlarda büyüyerek tüm insanları etkileyecektir.Bu noktada sorumluluklarımızın ne kadar farkındayız.
Maalesef ülke ve toplum olarak çok farkında olmadığımızı düşünüyorum.Günü kurtarma endeksli yaşam tarzının getirilerini,sorunlar yumağı olarak hepimiz görüyoruz aslında.
Gelişmiş ülkelerde toplumsal sorumlulukların hatırlatılması ve farkındalık kazandırma adına etkili kampanyalar düzenleniyor.Bunlar ses getirdiği gibi ,sorunların çözümü adına adımlar atılmasına da katkı sağlıyor.
Bazen bir fotoğraf sayfalar dolusu sözden çok daha fazlasını hatırlatır.İşte bu kampanyada kullanılan afişler de böyle.İçlerinden beni çok etkileyen bazılarını sizlerle de paylaşıyorum.

EGZOTİK HAYVANLAR HEDİYELİK EŞYA DEĞİLDİR !!!

İSKELET DEĞİLSİNİZ. ANOREXİYAYA DUR DEMEK ELİNİZDE !!!

31 Ekim 2017 Salı

KURNAZ SATIŞ TAKTİKLERİ


Bebek tebriği için arkadaşıma gitmiştim.Bir süre oturduk,bebeği sevdim,çay içtik.Sonrasında  arkadaşım bebeğini uyutmaya giderken” kapı çalarsa bakar  mısın? “ diye ricada bulundu.Tabi ki kabul ettim.
Az  sonra zil çalınca bebek uyanmasın diye koşarak kapıyı açtım.Kibar bir delikanlı.”Abla üniversite öğrencisiyim birkaç soruluk bir anket yapabilir miyim “ dedi.Kıyamadım tamam dedim.Ayak üzeri diş ve ağız sağlığı ile ilgili  birkaç soru sordu cevapladım.Sorular bitti.Çocuk çantasından bir diş macunu çıkardı “abla bu bizim firmanın diş macunu tanıtım amaçlı alır mısınız “ dedi.Ne diyeceğimi şaşırdım.”ben ev sahibi değilim arkadaş ta şu an meşgul” dedim.İyi günler dileyerek kapıyı kapattım.Çocuk üst kata çıktı ama nasıl vicdan yaptım anlatamam.”Y a altı üstü bir diş macunu ,ihtiyacı var ki çalışıyor,alsan nolur ,sonuçta bir öğrenciye yardım etmiş olacaksın” falan içi sesim habire konuşuyor.Dayanamadım inanır mısınız, gittim kapıda bekliyorum.Çocuk inerken kaçırmayayım diye.
Epey bekledikten sonra ayak sesleri geldi ,hemen kapıyı açtım seslendim.”Bir dakika durur musunuz ,o diş macunundan almak istiyorum “deyip çocuğu çağırdım.Neyse çantasından bir paket macun uzattı fiyatını sordum “15 lira abla “dedi.Bir duraladım bu orta boy macunu en fazla 6-7 liraya marketten alırsınız.Ama çocuğu da durdurmuş bulundum.Kalsın diyemedim,aldım macunu..
Biraz sonra bebeğini uyutan arkadaşım geldi ,konuşmaları duymuş ne olduğunu sordu.Macunu uzattım” sana ev hediyesi aldım” deyip verdim.Sonrada olayı anlattım.Arkadaş bastı kahkahayı..
Zaman ,zaman sizinde başınıza gelmiştir.Tencere almak için gittiğiniz mağazadan elektrikli süpürge alarak çıktığınız, yada çorap alayım derken ne olduğunu anlamadan ,kendinizi  elinizde elbise paketleriyle mağazadan çıkarken bulduğunuz olmuştur.
Bu durumlarda hemen kendinizi suçlamayın uyanık satıcıların taktiklerine maruz kalmış olma olasılığınız kuvvetle muhtemel.
Artık bütünleşik pazarlama sistemleri ile profesyonel bir şekilde satış artırma yöntemleri kullanılıyor, ama o başka bir yazı konusu.Ya  Aristotales’in retoriği ,pazarlama için ders olarak okutuluyor daha ötesi var mı?
Bu yazıda çok kullanılan birkaç psikolojik satış yöntemini anlatacağım.

1 Ekim 2017 Pazar

AŞURE NELER SÖYLER ?





      Rivayet odur ki Nuh tufanından önce  bütün inananları yaptığı gemiye alan Hz. Nuh, onların ihtiyaçları için çeşitli gıda maddelerini de depolar.Bütün hayvan cinslerinden birer çift te gemide kendilerine yer bulur.Vakti zamanı gelir, yerden sular kaynar ,gök adeta delinir yere iner. Göz gözü görmez olur ,fırtına günlerce sürer, bir avuç insan nereye gittiğini görmeden ne zaman biteceğini bilmeden, günlerce yol alırlar.Gel zaman git zaman fırtına diner, yağmurlar kesilir, güneş gülen yüzünü gösterir ve gemi ağrı dağına demirler.İnananlar şükürle karaya ayak basarlar. Kalan erzakları indirirler, yemek vaktine hazırlık için .İki  avuç buğday kalmıştır, bir avuç nohut, bir avuç fasulye. Çömleğin dibinde belki biraz bal veya pekmez ,birer parça fındık,üzüm kayısı ceviz vs..vs..
      Hz. Nuh tüm bu yiyecekleri toplar bereketli elleriyle bir aş pişirir lezzetli mi lezzetli.Bu hadise Muharrem ayının on’una denk geldiği içinde adına arapça 10 demek olan  (aşera)  denir ve zamanla aşure olur bu güzel yemeğin adı.
                    ***
      Kaç uygarlığın toplamıdır Anadolu .Kaç milletin birikimidir .Bu birikimden kaynaklı  ne çok, ne güzel geleneklerimiz var ,aşure gibi dostluğu, sevgiyi ,yardımlaşmayı, paylaşmayı anlatan.,
      Kendimize benzeyenlerle arkadaşlık etmek, dostluk kurmak ne kadar kolay ve konforlu.Ama bize ne katıyor? Bize benzeyen, kendisinde bizi tekrarlayanlar…
      Aşure normal şartlarda beraber düşünemeyeceğimiz , beraber pişirmeyeceğimiz gıdaların toplamı olduğu için bu denli lezzetli değil mi ? Fasulye ile şekeri ,nohutla kayısıyı ,üzümle buğdayı yan yana düşünmeyiz pek, ama bir araya gelince ne muazzam bir birliktelik oluyor. Anadolu gibi
      Sadece tek çeşit veya iki çeşitle yakalanabilir mi bu aroma ? Ayırmamak gerekli nohutu, fasulyeyi ,buğdayı, narı, üzümü, kayısıyı, cevizi ki aşure olsun.Ayırmamalı Türk’ü ,Kürd’ü Alevi’yi, Çerkez’i, Laz’ı, Ermeni’yi ,Rum’u ki Anadolu olsun
     Benzetmek için uğraşıyoruz var gücümüzle insanları kendimize .Ayrı yaratmış ise yaradan gerek var mı benzetmeye çalışmaya birbirine .Aşureyi robottan geçirsek mikserle iyice yedirsek birbirine aşure diye bir şey kalır mı? Gerek var mı buna. Nohut nohut olarak kalmalı, fasulye fasulye olarak ama her biri vermeli ki tadını ,aromasını birbiriyle zenginleşsin
      Bereket demektir aşure .Bir avuç buğday,bir avuç fasulye,nohuttan kazan dolusu aşure çıkar,Ama şekerle birleşmeli  iyice kaynamalı dır ki o ayrı ayrı malzemeler bir olsun birbirinde çoğalsın ,Anadolu’yu bizi bir arda tutan ,tutacak olan sevgi gibi ,saygı gibi.
     Yalnız yenen aşure lezzetinden ne çok şey kaybeder.O ancak konu komşu ,akraba dostla paylaşılınca aşure olur gerçek anlamıyla.Anadolu’da komşuya götürülen aşure tabağı yıkanmaz ve boş geri verilir her zamanki alışkanlığın aksine .Karşılıksız  vermenin, beklentisiz olmanın adıdır aşure.
     Aşure Anadolu’nun ruhudur ,özüdür, anlamıdır, zenginliğidir. Bizi biz yapan değerlerimizin toplamıdır.Geçmişten devraldığımız,geleceğe iletmekle sorumlu olduğumuz değerlerimizin sembolüdür.
Aşureniz bereketli olsun.

    
***Daha önceki Aşure yazımı yeniden paylaşıyorum.Bu güzel geleneğimizin güzellikleriyle, Muharrem ayının bereketi ve rahmetiyle gelmesini dileyerek.***