1 Ekim 2017 Pazar

AŞURE NELER SÖYLER ?





      Rivayet odur ki Nuh tufanından önce  bütün inananları yaptığı gemiye alan Hz. Nuh, onların ihtiyaçları için çeşitli gıda maddelerini de depolar.Bütün hayvan cinslerinden birer çift te gemide kendilerine yer bulur.Vakti zamanı gelir, yerden sular kaynar ,gök adeta delinir yere iner. Göz gözü görmez olur ,fırtına günlerce sürer, bir avuç insan nereye gittiğini görmeden ne zaman biteceğini bilmeden, günlerce yol alırlar.Gel zaman git zaman fırtına diner, yağmurlar kesilir, güneş gülen yüzünü gösterir ve gemi ağrı dağına demirler.İnananlar şükürle karaya ayak basarlar. Kalan erzakları indirirler, yemek vaktine hazırlık için .İki  avuç buğday kalmıştır, bir avuç nohut, bir avuç fasulye. Çömleğin dibinde belki biraz bal veya pekmez ,birer parça fındık,üzüm kayısı ceviz vs..vs..
      Hz. Nuh tüm bu yiyecekleri toplar bereketli elleriyle bir aş pişirir lezzetli mi lezzetli.Bu hadise Muharrem ayının on’una denk geldiği içinde adına arapça 10 demek olan  (aşera)  denir ve zamanla aşure olur bu güzel yemeğin adı.
                    ***
      Kaç uygarlığın toplamıdır Anadolu .Kaç milletin birikimidir .Bu birikimden kaynaklı  ne çok, ne güzel geleneklerimiz var ,aşure gibi dostluğu, sevgiyi ,yardımlaşmayı, paylaşmayı anlatan.,
      Kendimize benzeyenlerle arkadaşlık etmek, dostluk kurmak ne kadar kolay ve konforlu.Ama bize ne katıyor? Bize benzeyen, kendisinde bizi tekrarlayanlar…
      Aşure normal şartlarda beraber düşünemeyeceğimiz , beraber pişirmeyeceğimiz gıdaların toplamı olduğu için bu denli lezzetli değil mi ? Fasulye ile şekeri ,nohutla kayısıyı ,üzümle buğdayı yan yana düşünmeyiz pek, ama bir araya gelince ne muazzam bir birliktelik oluyor. Anadolu gibi
      Sadece tek çeşit veya iki çeşitle yakalanabilir mi bu aroma ? Ayırmamak gerekli nohutu, fasulyeyi ,buğdayı, narı, üzümü, kayısıyı, cevizi ki aşure olsun.Ayırmamalı Türk’ü ,Kürd’ü Alevi’yi, Çerkez’i, Laz’ı, Ermeni’yi ,Rum’u ki Anadolu olsun
     Benzetmek için uğraşıyoruz var gücümüzle insanları kendimize .Ayrı yaratmış ise yaradan gerek var mı benzetmeye çalışmaya birbirine .Aşureyi robottan geçirsek mikserle iyice yedirsek birbirine aşure diye bir şey kalır mı? Gerek var mı buna. Nohut nohut olarak kalmalı, fasulye fasulye olarak ama her biri vermeli ki tadını ,aromasını birbiriyle zenginleşsin
      Bereket demektir aşure .Bir avuç buğday,bir avuç fasulye,nohuttan kazan dolusu aşure çıkar,Ama şekerle birleşmeli  iyice kaynamalı dır ki o ayrı ayrı malzemeler bir olsun birbirinde çoğalsın ,Anadolu’yu bizi bir arda tutan ,tutacak olan sevgi gibi ,saygı gibi.
     Yalnız yenen aşure lezzetinden ne çok şey kaybeder.O ancak konu komşu ,akraba dostla paylaşılınca aşure olur gerçek anlamıyla.Anadolu’da komşuya götürülen aşure tabağı yıkanmaz ve boş geri verilir her zamanki alışkanlığın aksine .Karşılıksız  vermenin, beklentisiz olmanın adıdır aşure.
     Aşure Anadolu’nun ruhudur ,özüdür, anlamıdır, zenginliğidir. Bizi biz yapan değerlerimizin toplamıdır.Geçmişten devraldığımız,geleceğe iletmekle sorumlu olduğumuz değerlerimizin sembolüdür.
Aşureniz bereketli olsun.

    
***Daha önceki Aşure yazımı yeniden paylaşıyorum.Bu güzel geleneğimizin güzellikleriyle, Muharrem ayının bereketi ve rahmetiyle gelmesini dileyerek.***

20 Eylül 2017 Çarşamba

SEVGİ NEYDİ ?




Genç doçent ,kendisini dikkatle dinleyen bir anfi dolusu tıp öğrencisine ,yumuşak bir ses tonuyla anlatıyordu ..
-Vakamız yatağa bağımlı.Bırakın yürüyebilmeyi ayakta durmayı ,oturabilmek için bile yardıma ihtiyaç duyuyor.Destek verilmediği sürece oturamıyor.Acıktığını veya susadığını söyleyemiyor.Bu ihtiyaçları olduğu zaman anlamsızca haykırıyor bağırıyor.Ağzında dişleri olmadığı için de yiyecekleri çiğneyemiyor.Onu bir şekilde beslemek zorundasınız..
-Uykuları düzensiz.Gündüz deliksiz uyuyabildiği gibi gecenin bir yarısı feryatlarla uyanıp herkesi uyandırabiliyor.Bağırsak faaliyetleri düzensiz olduğu gibi ,tuvalet ihtiyacının farkında değil  ve kontrol de edemiyor.Onun için bez kullanmak zorundasınız.
-Konuşamıyor ,konuşulanları anlamıyor.Ama sevgiyi fark ediyor ve sevgiyle söylediklerinize , gülümseyerek karşılık verebiliyor.Eline verdiğiniz bir objeyi almak için uzanamıyor ,ancak eline tutuşturursanız sımsıkı kavrayabiliyor.
-Mesai kavramı olmadan 24 saat onun her ihtiyacını karşılamak zorundasınız hem de hiçbir ücret almadan.Alabileceğiniz tek karşılık ,belki bir gülümseme olabilir.
-Ne dersiniz böyle bir göreve  talip olur musunuz?
Koca anfiden çıt çıkmıyor, öğrenciler dehşet içinde hocalarını dinliyorlardı.Kocaman açılmış gözleriyle kafalarını iki tarafa sallayarak olumsuzluk belirttiler.
Tebessümle öğrencilerine bakan genç doçent ,onlardan gelen olumsuz karşılık üzerine
-Ama ,dedi ,”benim evimde böyle bir vaka var ve ona sonsuz hem de hayatımda tatmadığım bir sevgiyle bakıyorum.Ve her ihtiyacını karşılamayı hayatımın en öncelikli vazifesi olarak görüyorum.”
-O benim henüz 3 aylık olan bebeğim…

***
Artık Nöro görüntüleme cihazlarıyla,gelişmiş laboratuar teknikleriyle, bir çok duygu durumunda ,beyindeki elektriksel faaliyetler görüntülenebiliyor ,hormonal salgılar,ölçümlenebiliyor.Beyinde ki duygusal faaliyet merkezleri belirlenebiliyor.
Peki her şey bu kadar basit mi?
Vücudumuz  da ,beynimiz de elektriksel faaliyetler oluşuyor,hormonlar salgılanıyor ve biz aşık oluyoruz,seviyoruz, kızıyoruz,nefret ediyoruz, üzülüyoruz vs vs..

Sevgi nedir ? Nasıl bir şeydir ? Salt  hormonlarla ,beyindeki bağlantılarla ,elektrik akımlarıyla, nöron faaliyetleriyle açıklanabilir bir şey midir .
Kaç çeşit sevgi vardır mesela ? Anneye duyulan sevgi evlat sevgisinin yerine geçer mi ? yada evlat sevgisi eş sevgisinin yerine ?
Peki nerededir sevgi ?
Yeri yurdu neresidir? Beyinde mi yaşar kalpte mi biter.Eğer yoksa, nerden alınır nerde satılır.Bitince yedeği var mıdır mesela, yeniden doldurulabilir mi ?
Peki beyinde başlar,kalpte yaşar diyebilir miyiz ?

13 Eylül 2017 Çarşamba

BÖYLE GEÇTİ BU YAZ

    BAHAR VE YAZ GANİMETLERİM
    Bu yaz sonu ,daha önce hiç yapmadığım bir şeyi yaptım.Okuduğum kitapların listesini tuttum.Baştan böyle bir niyetim olmadığı içinde,listedeki kitapları tam olarak ne zaman okumaya başladım net tarih veremiyorum ,ama Mart ayı sonları gibi kitap maratonum başlamıştı.Hangi sırayla okuduğumu da tam olarak hatırlayamadığım için bahar ve yaz olarak ayıramadım.Eylül de okuduklarımı  listeye dahil etmedim.
    İyi bir okuyucu olduğumu zannederdim,lakin bazı blogger arkadaşları görünce ,bu zannım oldukça azaldı.Çok sıkı kitap okuyucusu blogger arkadaşlar var ve güzel de kitap yorumları oluyor.
    Kitap bloglarını dolaşmak benim için bir paradigmaya dönüştü.Okuduğum ve sevdiğim kitapları görünce mutlu oluyorum ama bir yandan da okuyamadıklarım karşıma dikiliyor.Okunacaklar listemi azaltıyorum diye sevinirken, listeye yeni kitaplar ekleniyor veeee döngü devam ediyor.Listedeki şıklara tik at ve yeni şıklar  ekle.J J J 
    Bazı arkadaşlar gibi belli sürelerde belli sayıda kitap okuma hedefi koyayım diyorum ,o da bende gerginlik yapıyor strese giriyorum.
    Halbuki ben strese girmeden bir ödevmişçesine değil de, tadını çıkararak okumayı seviyorum.

    Ne yapsam bilemedim J J J 
    Acaba diyorum, hani bir süre, kitap bloglarına uğramasam mı ?J J J 
     En azından listemdeki kitapların çoğunu okuyana kadar.Zira yeni listede 30 küsur madde var ve gittikçe de artıyor.


1-Anna Karenina :Leo Tolstoy




Tolstoy'un dev eseri .Sadece sıfat olarak değil ,aynı zamanda boyut olarak ta dev.
Sadeleştirilmiş klasikleri sevmediğim için onları tercih etmiyorum, ama kardeşim orijinali de 1004 sayfaydı yani.
Helali hoş olsun ama.
Vronsky'in kaza geçirdiği at yarışı sahnesi muhakkak okunmalı Nasıl bir betimlemedir o !
En sevdiğim klasiklerden..










2- İntibah :Namık Kemal 





Orta okul yıllarında okuduğum bir roman .
Bazı kitapları farklı zamanlar da okumayı seviyorum.Yeniden okudum.
Tecrübesiz Ali Bey'in ,talihsiz aşk macerası anlatılıyor.
Günümüz için oldukça  ağır diyebileceğimiz bir dili var.Bu ağırlık anlatımdan kaynaklanmıyor.Osmanlıca kelimelerin çokluğundan kaynaklanıyor aslında.Romanda divan edebiyatında kullanılan sevgili tasvirleri düz yazı olarak kullanılmış ,çok şirin ve naif buldum bunu.
Osmanlı'daki ilk edebi roman olarak okumakta fayda var








9 Eylül 2017 Cumartesi

EQ- DUYGUSAL ZEKA TESTİ




DUYGUSAL ZEKANIZ YÜKSEK Mİ?

"Önceki Duygusal zeka yazımı okumak isterseniz" burada
Mümkün olduğunca dürüst davranarak cevap verdiğinizde ,aynı kademede ki arkadaşlarınızın ,Yöneticilerinizin ve size bağlı çalışanların ,size karşı bakış açılarını ölçebilirsiniz..

PUANLAMA
4-Tamamen bana uygun
3-Uygun
2-Uygun değil
1-Hiç uygun değil



SORULAR
1-Zor anlarda ,genellikle sakin ve olumlu kalabilirim.
2- Stres altındayken bile.elimdeki iş üzerinde sağlıklı düşünebilir ve işimiz üzerine odaklanabilirim
3-Hatlarımı kabul edebilirim
4-Verdiğim taahhütleri yerine getirir.verdiğim sözleri tutarım
5-Hedeflerime ulaşmada kendi sorumluluğumu bilirim
6-İşimde dikkatli ve düzenliyimdir.
7- Düzenli olarak ,farklı kaynaklardan orijinal fikirler ortay çıkarmak isterim
8- Yeni fikirler üretmede iyiyimdir
9-Karmaşık talepleri ve değişen öncelikleri kolaylıkla idare edebilirim
10-Amaçlarıma ulaşmak için,güçlü bir eğilimle sonuç odaklıyımdır
11-Teşvik edici hedefler belirlemeyi severim ve onlara ulaşmak için hesaplanmış riskler alabilirim
12-Bneden genç insanlardan da tavsiye alarak .performansımı nasıl geliştireceğimi öğrenmeye çalışırım
13-Kurumsal ve önemli bir hedefe ulaşmak için fedakarlıkta bulunmaya hazırım
14-Şirketin misyonunu kabul edip onunla özdeşleşebilirim
15-Ekibim bölümüm veya şirketimin değerleri kararlarımı etkiler ve yaptığımı tercihleri ortaya koyarım
16-Şirketimin genel hedeflerini ileriye götürmek için aktif olarak uygun fırsatlar peşinde koşarım ve diğerlerinin bana yardım etmesine izin veririm
17- Şu andaki işimde ihtiyaç duyulan benden beklenen hedeflere ulaşmak için uğraşırım
18-Engeller ve aksilikler beni kısa bir süre için yolumdan alıkoyabilir ancak durduramaz
19-Kırmızı çizginin ötesine geçerek ,eskimiş kuralları çiğnemek bazen gereklidir
20-Yepyeni bir işe kalkışmak bile olsa ,orijinal bakış açılarını yakalamak isterim
21-Koşullar değiştiği takdirde .bende taktiklerimi çabucak değiştirebilirim
22-Bazı işlerin daha iyi yapılmasının yollarını bulmak ve belirsizlikten kurtulmak için,yeni bilgiler peşinde koşmak en iddialı olduğum şeydir
23-Başarısızlık korkusu yaşayacağıma ,başarı ümidiyle hareket ederim
24-Üzüntü verici duygular ve dürtülerim işimde elimden gelenin en iyisini yapmama engel olur
25-Genellikle kendi kusurlarım ya da başkalarının kişisel kusurları için sorunlar ortaya çıkarmam

 Sonuç : Puan aralığı şeklinde sonuç belirlemedim.Aldığınız puanlar ne kadar yüksekse EQ-Duygusal zekanız o kadar yüksek demektir.


70 puan altı : Duygusal zekaları olduğu halde kendisine haksızlık edenlerdir..

6 Eylül 2017 Çarşamba

DUYGUSAL ZEKA - EQ



EQ –DUYGUSAL ZEKA NEDİR
Bir dönemler çok fazla önem atfedilen IQ nun, tek başına yeterli hayat başarısını sağlayamadığı anlaşılalı beri ,çoklu zeka türlerine olan merak arttı.
Peki nedir EQ ,IQ dan farkı nedir.Duygusal zekamızı nasıl belirleriz ,peki artırabilir miyiz?
IQ. beynimizin sol lobuyla ilgili akademik başarıdan sorumlu zeka türüdür.Doğuştan gelir ,3 yaşına kadar hızla artar ve konuyu anlamamızı sağlar.Hayat başarısının kapısıdır.Lakin bundan sonra duygusal zeka ve sosyal zekamız başarıda  daha belirleyici rol oynar.
En anlaşılır haliyle şöyle.
IQ İşe aldırıyor
EQ Terfi ettiriyor
èAraştırmalar IQ nun hayat başarısına katkısının  yaklaşık  % 20 lik bir payı olduğunu söylüyor.
Peki EQ yani duygusal zeka nedir ?
Duygusal zeka,duygularını sosyal yaşamda kullanabilme becerisidir .”
Üçüncü bir zeka türü de” SQ” yani sosyal zekadır ki bu zeka türü IQ ve  EQ nun toplamından oluşur.Kişilerin ruhsal zekasıdır.
Ruhsal zekayı duygusal zekaya göre daha çok yükseltebiliriz.Bunun için sözel zeka soruları çözmek yarar sağlar.Bu hem hayal gücümüzü ,hem de duygusal zekamızı kullanarak artmasını sağlar. Ruhsal dengemizi sağlamak için IQ ile  EQ muzun düzenli olması gerekir

*** 

DUYGUSAL ZEKA
-Kendi kendini motive edebilme
-Kendi kendini ve dürtülerini kontrol edebilme
-Şevk ve ısrarcılığını koruyabilme
-Kendi ruh halini düzenleyebilme
-Empati sahibi olma  gibi bir çok yeteneği kapsar



Duygusal zekası yüksek insanlar ,duygularını anlama,anlatma ve aktarmada daha başarılıdır, ki bu da hayat kalitesini % 80 e varan oranlarda arttırabilir. Böylece etrafıyla kaliteli ve sürdürelebilir ilişkiler kuran insanın, iş hayatı ve sosyal hayatta başarısının artması muhakkaktır.Okul hayatında yüksek notlar alan, ama iş hayatında orta seviyede başarı yakalamış  ,okul hayatında orta seviyede notlar almasına karşın iş hayatında daha fazla yükselebilmiş ,çevresi tarafından sevilen, iyi bir aile kurabilmiş insanlarla karşılaşmış olabilirsiniz.

30 Temmuz 2017 Pazar

MUTLULUK MU ? HANİ NEREDE O ?


Geçirdi çaşnigir-i felek ol denlü  vaktin  kim
Neval-i arzu meydana geldi işteha gitti
                                                      Nabi


Yani ,büyük divan şairi  Nabi diyor ki ‘’ çeşnici başı olan felek benim arzu ettiğim ,istediğim yemeği sofraya getirmeyi o kadar geciktirdi ki , sonunda istediğim yemek sofraya geldi ama bende yiyecek iştah kalmadı.’’

Peki bunu ne zaman diyor ? : çok kudretli,çok itibarlı ,çok zengin ama çok yaşlı bir paşanın; çok genç ve güzel eşini görünce …

***

Hayat böyle bir şey  galiba. Bir şeyi çok istiyoruz çok arzuluyoruz ,mutluluğumuzu o(!)na bağlıyoruz  ama istediğimizi elde edince arzumuz sönüyor iştahımız kalmıyor.
Hayatta mutlu olmak neredeyse dünyada en önemli hedef haline geldi.Artık mutluluk çeşitli bilimsel yöntemlerle  ölçülüyor, binlerce kişilik denekler üzerinde araştırmalar yapılıyor ,ülkelerin mutluluk endeksleri belirleniyor, mutluluk çeşitli şekillerde tanımlanıyor da !.Ama acaba mutluluğun ne olduğunu tam olarak biliyor muyuz yoksa haz alma ile mi özdeşleştiriyoruz.?
En basit tanımıyla mutluluk olumlu pozitif duygular hissetmektir.
Bizlerde mutlu olmayı hedefliyoruz    ve sahip olmayı istediğimiz ve isteyeceğimiz bir çok şey bize ödül olarak mutluluğu vaat ediyor.Bana sahip olursan mutlu olacaksın !!